“Türkiye’ye Geri Dönüş „
Prof.Dr.Faruk Şen’in Basın Açıklaması
Almanya son yıllarda göç ülkesi sıfatını tam olarak kazanamadan kaybetmeye başladı. Almanya’da artık göç yolu ile gelenlerin sayıları hergeçen gün azalırken, başta Almanlar olmak üzere Almanya’yı terk edip, başka ülkelere giden göçmenlerin sayısında da büyük artış söz konusu. İsviçre’de en büyük yabancı grubunu Almanlar oluşturmuş bulunuyor. Son bir yılda 162 bin Alman vatandaşının ülkesini terk ederek İsviçre, Avusturya, Kanada, ABD gibi ülkelere gittiğini tespit ediyoruz. Aynı gelişmeyi ülkeye göçmen olarak gelen yabancılarda da görmemiz mümkün. Şimdi AB’ye tam üyeliği beklemeden Türk insanı da yavaş yavaş ülkesine geri dönmeye başladı. İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde Almanya’dan geri dönenlerin sayıları artıyor. Bu insanların Türkiye’de ciddi bir şekilde iş yaşamına girdiklerini görebiliyoruz. Türkiye’ye geri dönen insanlarımız belirli bir başarıyı yakalamış, belli bir sermayeyi biriktirmiş ve Türkiye’de yeni denizlere yelken açmak isteyen insanlardan oluşuyor. Özellikle 20-35 yaşları arasındaki genç grubun Türkiye’de birçok alanda anahtar noktaya geldiğini görüyoruz. Bu geri dönüşlerin birçok nedenleri var: Avrupa’da artan ırkçılık ve islamofobinin yanı sıra ekonominin de tamamiyle durgunluk içine girmesi bu konuda önemli bir faktör oluşturuyor.
Niye dönüyorlar?..
Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın %44’ünün fakirlik sınırı altında yaşaması ve %30’unun ise işsiz olması, bu kitlenin Türkiye’ye geri dönüşünü olanaksız hale getiriyor. Türkiye’de iş yaşamına girmesi güç olan bu kitlenin Almanya’da kalırken, özellikle genç kadınlarımız yaşamlarını ve geleceklerini Türkiye’de hazırlamak için ülkelerine dönüyorlar. Aynı gelişmeyi yüksek oranda olmasa bile Türk genç erkeklerinde de görmemiz mümkün. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’ye geri dönenlerin oranı da artacaktır. Avrupa Birliği ülkeleri kaliteli Türk nüfusunu yavaş yavaş kaybetmeye başlıyorlar.
Türkiye’nin geleceğe yönelik planlamasında sermayesi ve bilgisi ile geri dönen insanlara yönelik yeni olanakların hazırlanması gerekiyor. Devlet Planlama Teşkilatı ve Yurtdışı Türklerinden Sorumlu Devlet Bakanlığı bu konuyu ele almalıdırlar. Önümüzdeki yıllarda bu sayıda artış olursa gelen çocukların okul sorunlarında, çocuk yuvasına veya kurdukları işte başarılı olmalarına kadar her konuda ciddi bir bilgi birikimine ihtiyaç var. Artık Türk insanı için en başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri taşı toprağı altın olan konumdan çoktan çıkmış durumda. Şu anda Almanya’nın Ruhr Havzası’nda, Berlin’in belirli bölgelerinde yaşayan insanlarımızın refah düzeyinin, Türkiye’nin İç ve Doğu Anadolu bölgesinde yaşayanlarınkinden daha düşük olduğunu görüyoruz. Almanya’da yaygın bir istenmemezlik psikolojisi egemen ve bu olumsuz gelişme, vatandaşlarımızın geri dönüş hazırlıklarını arttırmaktadır.
Essen, 28.08.2009
Türk-Alman Eğitim ve Bilimsel
Araştırmalar Vakfı
|